Saglik olsun be Obama

September 11, 2009

 

Bu gunlerde Amerikanin en fazla tartisilan konusu Obamanin saglik reformu paketi. Obama basa gectiginden beri hic bu kadar agir elestirilmemisti. Arkasindaki desteginin de artik % 50nin altina dustugu soyleniyor.

‘SOsyalizme hayir’, ‘Otenazi istemiyoruz’, ‘Ozgurlukler kisitlanmasin’
Bunlar halkin reforma karsi sloganlari. Tepkileri gorunce ‘ulan  noluyor, otenazi nerden cikti’, ’sosyalizme niye hayir?’,  ‘ozgure nolmus?’  deyip bu sikici konuyu biraz arastirayim dedim.

 

 


Ondan once kisaca su anki durumdan bahsedeyim. Sicko izlediyseniz durumu az cok kestirebilirsiniz. Sigortasiz birinin  hastalanip acile gitmesi ve 6 saat hasta kuyrugunda bekledikten sonra 10 dakika muayene olmasi karsiligi odeyecegi fatura yaklasik 650 $. Bunu bizzat deneyimlemis biri olarak sonrasinda tekrar kontrol ya da pansuman icin gitseniz bile bisey degismiyor.Yani ucret her seferinde katlanarak artiyor.(Haci paketten sonra benim borclari da siler mi acaba:) Dolayisiyla bu insanlari sigortaya zorluyor. Zaten calisanlarin cogu calistigi yerin saglik sigoratasi kapsaminda oluyor fakat issizler ve ogrenciler her ay 200 $ sigorta ucreti odemek yerine sigortasiz yasamayi tercih ediyorlar ki bu sayi bugun yaklasik 49 milyon.Yani nufusun 6da 1i. Sigorta yaptirdiktan sonra da hersey bitmis degil. Sigorta sirketleri kabarik faturali ciddi rahatsizliklardan herzaman kacmanin bir yolunu buluyor.Zaten herseyi bir kenara biraktim :  bir ulkede 1300 tane ozel saglik sigortasi sirketi varsa demekki o ulkede biseyler coktan boka sarmistir.


Peki bu reform paketi neyi kapsiyor?

  • Sigortasiz insanlara devlet yardimiyla ucuza saglik sigortasi
  • Sigortasi olanlarin sigorta kapsamini genisletme
  • Sigorta sirketlerinin hasta secimi yapip kapsamin disina itmesini engelleyici duzenlemeler


Bu maddelerin tamami sigorta sirketlerinin aleyhine girisimler

Durum boyleyken insanlar mazosist mi bunu degistirmek isteyen birisine bu kadar agir elestirilerde bulunuyorlar?

Cahil desek daha dogru olur.Cunku insanlari senelerce komunizm ve sosyalizm korkusuyla oyle doldrmuslar ki bu iyi niyetli atilimlar bile cok farkli yerlere cekilip sosyalizmin ilk adimi olarak gorulebiliyor.Basin ve bundan ekmek yiyen muhalefet sisayetcileri bunda cok etkili tabi. Paranin (paketin 10 yillik kapsami 900 milyar $) illegal olarak amerikada yasayan gocmenlere harcanacagini Obama kesinlikle reddediyor.Saglik kalitesinin dusup fiyatlarin yukselecegini soyleyerek insanlari korkutuyorlar. Bunun uzerine otenazi yalanini ortaya atip sonraki asamanin bu olacagini savunuyorlar.Komik. OZgurluk meselesine gelmisken onu da bugunku gastede gordum. Baslik da ‘Your new Doctor?’  Insanlar doktorlarini secemeyecekmis. Ozgurlukler yokolacakmis. Alice Harikalar Diyarinda:)

 

Variety

September 6, 2009

Entourage izleyenler bilirler Ari Gold’un Lloyd’la konusurken arada bir eline alip goz gezdirdigi dergi Variety’dir. Dergi dedigime bakmayin aslinda gunluk gazetedir. LA ve Gotham olmak uzere iki versiyonu hergun bayilerde yer alir. Gotham tahmin edilebilecegi uzere NYC’nin Batman’den sonra  slang olarak yerlesen baska bir adidir. Bu biraz da aslinda NY’un show business kismini belirtir. Kotulerin diyari olmasinin yani sira performanslar sehridir Gotham.

 

Gecen gun dergiciyi dolasirken gozum takildi bi baktim neler varmis acaba Varietyde diye.Sonra farkettim ki bunun bi de haftalik versiyonu war. Hosuma gitti aldim.. Dergi zaten genel olarak yapimcilara ve dagiticilara hitaben hazirlanmis ama en guzel yani bu dergi sayesinde cikacak filmleri ya da yapilmasi dusunulen projeleri herkesten cok daha once duyubilirsiniz. Sayfalari dolasirken festivallerle ilgili bir habere geldim. Sonbaharda yapilacak film festivallerinin bir listesini ve kisaca ozetini yapmislar. Bunlarin arasinda Antalya Altin Portakal fest. Ini de incelemisler sagolsunlar. Festivali tanimlarken su deyimi kullanmislar `noted as one Europe’s most extravagant festivals,Golden Orange Film Festival’. Sasirmadim. Zaten devam ediyor. 14 milyon $lik butce bu sene 6 milyon $ a dusurulmus.Dikkat cekmek filmleri cagirmak adina odulu yuksek tutmak mantikli.  Uluslarasi dogru durust bir kimlik kazanmak icin zaten zaman gerekir. Bir de istikrar ve cizgi en onemli iki sey bence bu tarz festivallerde. Nasil basarili yonetmen ve yapimcilar filmlerini hangi festival daha uygun oldugunu kolaylikla kestirebiliyorsa bizim Portakalin  da o farkli  cizgi yakalamasi ancak istikrarla olur ki o pek zor bisey bizde. 

Istikrar demisken yazi soyle devam ediyor ;  uluslarasi film yarismasi bolumu Euroasia’nin, aslinda Turk filmleri icin  international  marketing alani olarak kullanildigini, bu kesintiden etkilenecek bolumun de burasi olacagi aciklanmis. Bu sene zaten Eurasia adini kaldirmislar Portakalin icine almislar. Portakal orda kal sen en iyisi.

Park Slope

September 4, 2009

Uzun bir aradan sonra faideli ve sifali kara dut bloguma geri donmek istedim. Bundan sonra daha ispanakli gozleme dayali yazilar yazip 2 gun sonra bunlari unuttugumda (alzeimerligin doasi geregi kacinilmaz) momentum adam gibi yazdiklarima donup bakip hatirlamak beni memnun edecek kanimca. Bir nevi sevgili gulluk bugun naptim degil de kalender mesrebime ileride lazim olur edasiyla yazdigim kuccuk notlar gibi bi tarz belirlicem bundan sonra. Umarim devami gelir isalla. Arz ederim.


R trenininin Brooklyn ,Union St. duragi. Yani Manhattana 2 durak mesafede Park Slope. Lise arkadasimi ziyarete gittim gecenlerde. Enteresan bi gezi oldu, kendi adima sevindim.


Ortam bildigin Upper West Site .Ewler filan gayet hos. Gayet genc ve alternative gorunumlu insanlar ortalikta dolaniyo. Insanin ‘ulan ben burda yasarim’ dedigi yerlerden biri. Brooklynde boyle guzel bi cevre gormenin saskinligini yasarken oranin aslinda Nyun bir nevi Cihangiri oldugundan habersizdim. ‘Olm burasi guzelmis ya buraya mi tasinsam’ derken ‘Bak su ev Paul Auster’in evi. Komsuyuz o da burda oturuyo’ diyen Onur’a bi siktr cekcek oldum sonra dedim su guzel ortamda yapmiyim. Sonradan anladim ki oranin guzelligini benden daha once farkedenler olmus. Gec kalmisim.

 

 Yuruyoruz. Hali sahadan yeni cikmis ama uslerindeki sari fosforlu formayi cikarmayi unutmus entel gorunumlu yasli insanlar gordum ki basta sasirmadim. 3 sn sonra ‘ulan Amerikadayiz ne futbolu salak’ diye ic geciriyodum ki o insanlarin hali sahadan degil Migros gibi bi marketten ciktiklarini gordum. Tam kafamda yeni bi senaryo yaziodum o insanlar hakkinda ki aslinda olay cok daha farkli bi boyuttaymis. 5nci boyut. onu gordum. Orasi Food Coop. adinda bi org.un kurdugu bir market. Ama iceriden alisveris yapabilmen icin orda calisman lazim:) Yani bir nevi komunist duzen kurmuslar Ny un ortasina. Kayit olduktan sonra ayda an ez 4 saat orda calisman ve o hali saha formasini giymen gerekiyo ki 40% lara varan indirimlerden yararlanabilesin.Aslinda indirim demek yanlis cunku aslinda inen bisey yok. Satilan butun urunler dogal ve karsiz gelis fiyatina satiliyor. Markete ait ‘kendin dik,sula kendin ye’  tarlasi da az ilerde:) Sana yer tahsis ediyolar sen de istedigin gibi tarimcilik yapiosun 5 metrekare alanda. Super .Uye olanlar da oyle capulcu ve ogrenci tayfasi degil NYU da prof.lar hocalar sanatcilar. Sanirim is artik alisverisin otesine gecmis daha farkli bi boyutta. Aferim dedim.
 
 


Slumdog Millionaire

January 31, 2009

 

 

Bu filmle ilgili o kadar cok sey yazilir cizilir ki .. ben de filmle ilgili genel bi bakisimi mi yazsam, sevdigim sahneleri mi yazsam,metaforlara mi dokunsam, yoksa danny boyle un ne kadar harika bi insan oldugundan mi bahsetsem ne yazsam bilemedim. fakat sonra kararimi verdim. Filmle ilgili yazacagim tek sey onu cok sevdigim olacak.


Diger yandan her filmi oldugu gibi bunu da yerin dibine vuran,daha sanat filminin ne demek oldugunu bilemeyip hollywooda laf atan,mutlu sonu cocukca bulup gercekle alakasi olmadigini savunan, yasamdan yedigi tokatlarla kendi kustahligini birbirine karistiran, hicbisey uretmeden sadece elestiren, cogulluktan kacip avant garde olayim derken esegin sikini gotune sokan, david lynchin filmlerini degil anlamak anlatmaya calisan, anlayamadigi seyleri yokmus gibi goren bianry sistemde kafasi calisan insanlara seslenmek istiyorum.
 
ALLAH BELANIZI VERSIN. EMI?


sabah sabah nisan

July 28, 2007

2 gün once miydi neydi sabaha karşı alarma werdi saat.erteledim.o arada rüya görmeye başlamışım ama uyandım sanıyorum sanki kalktım tvyi açtım..izliyorm ntvde nisanla röportaj yapıolar.biliomuşum o saatte cıkcaını ondan şaşırmıyorm zaten.. nisanın kafası gözükmüyo.sesi war fonda bi de buluş yapmış bi tane onu tanıtıo. kameraman da sapık mıdır nedir nix eniştemin bacaklarını çekio paso..arada bi yaptıgı buluşu gösterio..cok acayip bi alet..paintte cizdim prototipini aha.

 


alet hastanelerde kullanılan transporter sistemine benzio..hani koyarsın borunun içine raporu ya da kan orneğini filan,sonra basarsın düğmesine fiyk die gider 3.kata…cok eglenceli bi alet. işte öle bişey yapmış bunu anlatıo nası yaptıını..cok basit bi halini karaköy  çarşısında bulmuş sonra onu ewde geliştirmiş..öle dio walla..sonra telif hakkını almaya çalışmış baya bi ama parası yetmemiş sadece gece 12 sabah 7 arası telif hakkını alabilmiş..dier zamanlar ürün kendi üzerinde olmadıından tanıtamıomuş falan böle saçmalıo sonra röportaj yapan da dogruluo bi de "ewet bu saatte yayın yapmamızın nedeni de bu" filan dio salak:) sonlara dogru dügmesine bastı bütün borular girdi bi anda içeri transformerstaki müziksetine dönüşen kötü makine gibi..
böle bişey oldu..
 
 
cok etkiledi  o sahne..oha dedim nasıl yapmış..ne güzel olmuş diorum..ama hiç merak etmiorm nie böle bişey yaparsın ne gerek war die..adam da merak etmio röportaj yapan. neyse sonra alarm caldı tekrar uyandım. şok oldum resmen yıkıldım..yok olamaz diorum ben izledim gerçekten rüya deildi sonra uyumuşumdur tekrar diorm..hatta o an arayıp sormayı bile düşündüm . gerçek mi rüya mı die. iyiki sormamışım sonra elimi yüzümü yıkayınca ayıldım kendime geldim..salakmısın becer dedim.ama uzun zamandır olmuyodu. hem inandırıcı hem saçma sapan rüyalar renk katıyor sabahıma(slow) 

jean seberg dosyası

July 26, 2007

jean seberg dosyasını acıyorm.

 

nerden estiğine gelince.
1. her sabah yatagımın basında bu kadınla uyanıyorum.
2. alkımın 2006 ekiminde yani ben askerdeyken cıkardığı haftalık dergiyi gecen hafta kusadadasında odamda buldum. oraya nerden geldiği bilinmiyor. cinler periler olabilir. cok enteresante. dergi entel dantel dergisi ama canım jeanımla ilgili bi dosya hazırlamışlar..yuh dedim ben şahsen.

ben bu kadını niye seviyorum yine maddeler halinde bahsedeyim:)
maddeler halinde konuşan insanlara sinir olurum.bazen kendime de sinir oluyorum o yüzden bi sorun yok.
1. dünyanın en güzel kadını.
2. a bout de suffle hayatıma yön çizen  bi film.(bi film nası yön çizer,  borumubu? (kendi sorup kendi cevaplayan insanlara da sinir olurum) boru.anlatamıcam şimdi ara telefonda konuşalım)
3. saçları cok güzel.
4. sesi cok tatlı " new york herald tribune"
5. ensesi dudakları saçları tavırları
6. karakterini de seviyorm ayrıca. filmdekiyle gerçek yaşamı arasında pek fark yok sanırsam

 

ya işte asıl mevzu bahse gelicem artık . bu jeanım balım peteğim romain gary‘le ewlenir.sene 70ler. sonra bi yılbaşı gecesi kocasını başka bi herifle aldatır..sonra tabi ayrılırlar.sonra o dier heriften hamile kalır jean. bu arada bazı karışık olaylar yaşanır. amerikalı bi kadının  fransada bu kadar ünlü olup  ırkcılık karşıtı  örgütlere destek olması ve söylemleri FBI ı rahatsız eder ve kadının cocuunun zenci olacağı yolunda bi dedikodu yayar. bunalıma giren jean o stresle düşük yapar ve cansız beyaz bebeğini basına gösterir, sonra bu acıdan kurtulamayıp intihar girişimlerinde bulunur metronun onune atlamak gibi..en son ewde baş ucunda boş uyku ilacı kutularıyla ölü bulunur. öldürüldüğü yönünde dedikodular da cıkar daha sonra, onemli olan kadının zaten depresyonda olduğu ve sayısız intahar girişiminde  bulunduğdur .pek inandırıcı gelmedi o yüzden FBI’ın kadını öldürmesi.
madalyonun dier yüzü war ki bi de (bu "madalyonun diğer yüzü" benzetmesi 1978den beri kullanılmıodu.mutlu oldm kullanınca) o da romain gary nin bu kadını unutamaması..ayrıldıktan sonra bile romanında aşık olduğu kadın yerine hep onu koyması sonra en acısı jean intihar ettikten 1 yıl sonra bi intihar mektubu - "çok eğlendim. hoşçakalın ve teşekkürler" die bitiomuş mektup - bırakıp intihar etmesidir.

filmde jean sebergin bi yazarla yaptıı röportajından alıntı.
(seberg)- kadınlar erkeklerden daha mı duygusallar sizce?
(yazar)- duygu, sadece pek az kadının karşılayabileceği bir lüks.
(seberg) - en büyük amacınız nedir?
(yazar)- ölümsüz olmak ve sonra da ölmek!


Nt_: salak nisan yuhlıcan gene yok bilgi fışkırttın ağzıma yüzüme filan bilmemne die de gayet magazin yazdım o en son yazarın röportacı hariç  ama walla bu kadınının filmdeki karakteriyle gerçek hayatta da özdeşleşmiş sankim, ilginc bence bilmiorm ben cok seviorm bu kadını..o dönem yaşasam kadını öldürürdüm heralde deli fanlar gibi ben seni cok seviom çöt die..dori


ülkücü palyanchos

July 9, 2007
kafayı havuzda patlattım bu hafta sonu ama bgn işden ewe dönerken iki palyacoyu görünce kendimi mutlu hissettim. palyocolardan nefret ederim hatta izmirde adamın biri palyaconun birini alsancagın ortasında  tekme tokat dövmüstü de acayip eglenmiştim bu görüntüden sanki adamı tyler durdenım gibi benimsemiştim "ulen ne güzel kafasına patlatıo die"..neyse bugünkü olaya geliim ben..kadıköyde iki palyoco bitirmiş akşam üzeri işlerini ewlerine doncekler heralde cünkü biri dierini operken bi eliyle de peruğunu cıkarmaya calışıodu..neyse manzara şu ki ; ikisi de birbirini ülkücüler gibi ugurladı..kafalar tokuştu eller pence yapıldı…hayatımda iki sevmediim ikon birleşti çapıştı o an..beynim zonkladı görüntüden..aman tanrımdı bu kadar olamazdı..yuuuhtu hatta.."ülkücü şirin" tamlaması tamamen hayal gücümüzün bi eseriydi ve gayet komik bi karekterdi ama "ülkücü palyacolar" bu kadar  gercek olamazdı..bi terslik olmalıydı bu işte. acaba kafam patladıktan sonra  kısa devre mi yaptı artk böle halü’ler görcem sonra gülcem nuha die…negzel.delilik güzeldir.

lomo nedir?

June 26, 2007

 
lomo dedimiz cihaz sadece bir fotograf makinesi deildir. bi kadın gibidir. sizi oyalar. üzerine düşmenizi ister.ilgi alka ister. sonra merak uyandırır kendinde. analog olması sebebiylen çektiğini göstermez hatta çekerken de göstermez. elletir ama vermez. ne çektiğinizi o an sadece tahmin edebilirsiniz. kacar kovalanmak ister. minimaldir ama ağına düşürünce karmaşıklaşır. cok para harcar. asa secer. cektiği fotograflarla size huzur verir. renklerle oynamaya bayılır. birlikte olduğu erkeklere güven verir.  sonra başka renklere kayar vizörü. onlarla da çarpışıp yeni harmonik renk skalaları elde etmek ister. hep bencildir ama eline alana sahiplik hissi verir. aynı kareye 4 farklı zamanı sığdırabilir ama bu 4 farklı zaman hep geçmiş zamandır. hiç gelecek zamanın fotografını cekmez. geleceği hiç düşünmez çünkü. anı yaşar , sonra erkeğin eline verir al sana geçmiş die.al gecmişini ver geçmişimi. carpe diem diyemez, kerpe diem der. o kadar salaktır ve kibardır aynı zamanda..

 

ben seviyorum ama lomomu yine de.dont be homo have a lomo.

gereksiz blog

May 31, 2007

 

günlük rutin işler yaparken beynin farklı bi yeri çalışırmış.artık omirilik soğanı mı beyincik mi bi yerlerdi ama hatırlamıorm dogrusu ne onu da bilmek istemiorm. istanbul yollarını artık az bucuk ogrenmeme ragmen dalgınlıkla diğer kıtaya geçmem benim salaklığım olabiilir. duraktaki kör kıza kendimi mahcup hissetmem ya da hindi eti fiyatlarının düşük olmasına hindiler adına üzülmem tamamen benim sorunum aslında. anlatılmayan konular anlatılıp da anlaşılmayanlardan daha şanslı  belki de hayatta kalanlar.güçlü bireyler..

dene ‘2

May 22, 2007

deney no 1:

bi tekhücreli canli atalim bi kaba..kulak memesi kivamina kadar karistiralim.espri yapmayalim..ciddi bi sekilde deneyimize tek hucreli canliyi attigimiz andan devam edelim.uyarti gönderelim koyduumuz kaba.canlının tepkisini ölcelim..bu yaratik reseptörleriylen cevresel uyarilari kendi çapinda algilayip  ona göre bi yol izler.bi tarafa yonelir..yanlış mıyım?
baska bi tekhücreli daa alcaz ki bu da genetik olarak ilkinin aynisi olcak..yani kolonlanmisi ama ayni sekilde beslenmis ve ayni kosullar altinda ayni sürede kalmis olacak.gönderelim es uyartiyi..noldu? yine ayni hareketi yapti yani ayni yöne dogru yoneldi dimi..bunu bi su damlasinin camin yüzeyinden  asagiya dogru akarken izledigi rotaya benzetip kafanizi daha cok karistirabilirsiniz..iki su damlasi da ayni sekilde asagiya inio gibi sanki..doori
 
deney no2:
birinci deneyin benzeri ama bu sefer tekhücreli yerine cok hücreli canlilar war..mesela tafsan gibi.bu hayvancagiza da bi yerden bisey gösterin ya da korkutun bakalim napio..sonra bunun bi kolonlanmisi gelsin ama bi önceki deneydeki gibim olcak esit sartlarda esit yasam kosullarina sahip öle biri havuçlar içinde büyümüs dieri yahni olmus, maydonozlu tencerede gelmicek oraya..adam gibi yapcan deneyi..sonra ona da wer tepkiyi..napio kaçio dimi..nereye?ayni yere kaçar..hatta deneyi düzgün yaparsan ayni yükseklige ziplicak hayvan ayni tepkiyi vercek..yaa

deney no3:
gelelim homo sapiens deneyimize.bizim insanoglunun tek farki düsünmesi dersin dimi..o düsünceler nasil olusuo.beyin zimpirtisi sihirbazlik gösterisi yapmio heralde dimi.kimyasal reaksiyonlar olusuo..girenler çikanlar katalizörler aktivistler sosyalistler hepsi birlesip bi boklar yiyolar.sinapslar war deymi fahrettin..sen dersin şimdi çevresel etmenler war..evet war ama onun da mikro alemi moleküler düzeyde bi sistemi war. bgn bile bi sonraki günün hava tahmini numerik analiz yöntemiyle yani istatistik olarak yapılabilirken neden 1 yıl sonra bgnün hava tahmini ilerde yapılamasın ki? çok fazla etken wasr diceksin. dogrudur ama bu yapılamıcagı anlamına gelmez sadece bilimin şu an için yetersizliğinden kaynaklanıodur. nerde kalmıştık. işte bu çevresel koşullar da aslında kapalı bi sistemde oluşur. dünya da öyledir,samanyolu da,kainat da atom da. gelelim insana bu insan hayvanı aslında beynini kullanarak düşünür,karar verir sonra harekete gecer. düşünceleri ne oluşturur çevreden aldığı uyartılar (işte 5 duyu dediimiz) sonra geçmiş deneyimler yani hatıralar. tamam. peki eger benim iki önermem de dogruysa yani beyinde oluşan reaksiyonlar da çevresel etmenler gibi kapalı bi sisteme aitse yani giren çıkan belliyse,

bunda olasılığa yer yoksa o zamn ilk iki deneyin de doğru olduğunu düşünerek ne sonuca varırız. ? iki kolon adam da aynı yolu aynı şekilde aynı zamanda alır ve aslında birinci kolon adamın yolda aklına gelen şey ikincinin de aklına gelecektir aynı şeyi düşünüp aynı şeye karar vereceklerdir.aynı zamanda karınları  acıkacak aynı zamanda aynı kıza aşık olacaklardır…aynı ..aynı …aynı…

sonuç :  bi gün onceki ahanna günün sözü der ki …  .. .. . .. . spinoza bgn yaşasa "evet becer haklısın" derdi..
 
 

Counter Stats
retirement speeches
retirement speeches Counter