sabah sabah nisan

July 28, 2007

2 gün once miydi neydi sabaha karşı alarma werdi saat.erteledim.o arada rüya görmeye başlamışım ama uyandım sanıyorum sanki kalktım tvyi açtım..izliyorm ntvde nisanla röportaj yapıolar.biliomuşum o saatte cıkcaını ondan şaşırmıyorm zaten.. nisanın kafası gözükmüyo.sesi war fonda bi de buluş yapmış bi tane onu tanıtıo. kameraman da sapık mıdır nedir nix eniştemin bacaklarını çekio paso..arada bi yaptıgı buluşu gösterio..cok acayip bi alet..paintte cizdim prototipini aha.

 


alet hastanelerde kullanılan transporter sistemine benzio..hani koyarsın borunun içine raporu ya da kan orneğini filan,sonra basarsın düğmesine fiyk die gider 3.kata…cok eglenceli bi alet. işte öle bişey yapmış bunu anlatıo nası yaptıını..cok basit bi halini karaköy  çarşısında bulmuş sonra onu ewde geliştirmiş..öle dio walla..sonra telif hakkını almaya çalışmış baya bi ama parası yetmemiş sadece gece 12 sabah 7 arası telif hakkını alabilmiş..dier zamanlar ürün kendi üzerinde olmadıından tanıtamıomuş falan böle saçmalıo sonra röportaj yapan da dogruluo bi de "ewet bu saatte yayın yapmamızın nedeni de bu" filan dio salak:) sonlara dogru dügmesine bastı bütün borular girdi bi anda içeri transformerstaki müziksetine dönüşen kötü makine gibi..
böle bişey oldu..
 
 
cok etkiledi  o sahne..oha dedim nasıl yapmış..ne güzel olmuş diorum..ama hiç merak etmiorm nie böle bişey yaparsın ne gerek war die..adam da merak etmio röportaj yapan. neyse sonra alarm caldı tekrar uyandım. şok oldum resmen yıkıldım..yok olamaz diorum ben izledim gerçekten rüya deildi sonra uyumuşumdur tekrar diorm..hatta o an arayıp sormayı bile düşündüm . gerçek mi rüya mı die. iyiki sormamışım sonra elimi yüzümü yıkayınca ayıldım kendime geldim..salakmısın becer dedim.ama uzun zamandır olmuyodu. hem inandırıcı hem saçma sapan rüyalar renk katıyor sabahıma(slow) 

jean seberg dosyası

July 26, 2007

jean seberg dosyasını acıyorm.

 

nerden estiğine gelince.
1. her sabah yatagımın basında bu kadınla uyanıyorum.
2. alkımın 2006 ekiminde yani ben askerdeyken cıkardığı haftalık dergiyi gecen hafta kusadadasında odamda buldum. oraya nerden geldiği bilinmiyor. cinler periler olabilir. cok enteresante. dergi entel dantel dergisi ama canım jeanımla ilgili bi dosya hazırlamışlar..yuh dedim ben şahsen.

ben bu kadını niye seviyorum yine maddeler halinde bahsedeyim:)
maddeler halinde konuşan insanlara sinir olurum.bazen kendime de sinir oluyorum o yüzden bi sorun yok.
1. dünyanın en güzel kadını.
2. a bout de suffle hayatıma yön çizen  bi film.(bi film nası yön çizer,  borumubu? (kendi sorup kendi cevaplayan insanlara da sinir olurum) boru.anlatamıcam şimdi ara telefonda konuşalım)
3. saçları cok güzel.
4. sesi cok tatlı " new york herald tribune"
5. ensesi dudakları saçları tavırları
6. karakterini de seviyorm ayrıca. filmdekiyle gerçek yaşamı arasında pek fark yok sanırsam

 

ya işte asıl mevzu bahse gelicem artık . bu jeanım balım peteğim romain gary‘le ewlenir.sene 70ler. sonra bi yılbaşı gecesi kocasını başka bi herifle aldatır..sonra tabi ayrılırlar.sonra o dier heriften hamile kalır jean. bu arada bazı karışık olaylar yaşanır. amerikalı bi kadının  fransada bu kadar ünlü olup  ırkcılık karşıtı  örgütlere destek olması ve söylemleri FBI ı rahatsız eder ve kadının cocuunun zenci olacağı yolunda bi dedikodu yayar. bunalıma giren jean o stresle düşük yapar ve cansız beyaz bebeğini basına gösterir, sonra bu acıdan kurtulamayıp intihar girişimlerinde bulunur metronun onune atlamak gibi..en son ewde baş ucunda boş uyku ilacı kutularıyla ölü bulunur. öldürüldüğü yönünde dedikodular da cıkar daha sonra, onemli olan kadının zaten depresyonda olduğu ve sayısız intahar girişiminde  bulunduğdur .pek inandırıcı gelmedi o yüzden FBI’ın kadını öldürmesi.
madalyonun dier yüzü war ki bi de (bu "madalyonun diğer yüzü" benzetmesi 1978den beri kullanılmıodu.mutlu oldm kullanınca) o da romain gary nin bu kadını unutamaması..ayrıldıktan sonra bile romanında aşık olduğu kadın yerine hep onu koyması sonra en acısı jean intihar ettikten 1 yıl sonra bi intihar mektubu - "çok eğlendim. hoşçakalın ve teşekkürler" die bitiomuş mektup - bırakıp intihar etmesidir.

filmde jean sebergin bi yazarla yaptıı röportajından alıntı.
(seberg)- kadınlar erkeklerden daha mı duygusallar sizce?
(yazar)- duygu, sadece pek az kadının karşılayabileceği bir lüks.
(seberg) - en büyük amacınız nedir?
(yazar)- ölümsüz olmak ve sonra da ölmek!


Nt_: salak nisan yuhlıcan gene yok bilgi fışkırttın ağzıma yüzüme filan bilmemne die de gayet magazin yazdım o en son yazarın röportacı hariç  ama walla bu kadınının filmdeki karakteriyle gerçek hayatta da özdeşleşmiş sankim, ilginc bence bilmiorm ben cok seviorm bu kadını..o dönem yaşasam kadını öldürürdüm heralde deli fanlar gibi ben seni cok seviom çöt die..dori


ülkücü palyanchos

July 9, 2007
kafayı havuzda patlattım bu hafta sonu ama bgn işden ewe dönerken iki palyacoyu görünce kendimi mutlu hissettim. palyocolardan nefret ederim hatta izmirde adamın biri palyaconun birini alsancagın ortasında  tekme tokat dövmüstü de acayip eglenmiştim bu görüntüden sanki adamı tyler durdenım gibi benimsemiştim "ulen ne güzel kafasına patlatıo die"..neyse bugünkü olaya geliim ben..kadıköyde iki palyoco bitirmiş akşam üzeri işlerini ewlerine doncekler heralde cünkü biri dierini operken bi eliyle de peruğunu cıkarmaya calışıodu..neyse manzara şu ki ; ikisi de birbirini ülkücüler gibi ugurladı..kafalar tokuştu eller pence yapıldı…hayatımda iki sevmediim ikon birleşti çapıştı o an..beynim zonkladı görüntüden..aman tanrımdı bu kadar olamazdı..yuuuhtu hatta.."ülkücü şirin" tamlaması tamamen hayal gücümüzün bi eseriydi ve gayet komik bi karekterdi ama "ülkücü palyacolar" bu kadar  gercek olamazdı..bi terslik olmalıydı bu işte. acaba kafam patladıktan sonra  kısa devre mi yaptı artk böle halü’ler görcem sonra gülcem nuha die…negzel.delilik güzeldir.

lomo nedir?

June 26, 2007

 
lomo dedimiz cihaz sadece bir fotograf makinesi deildir. bi kadın gibidir. sizi oyalar. üzerine düşmenizi ister.ilgi alka ister. sonra merak uyandırır kendinde. analog olması sebebiylen çektiğini göstermez hatta çekerken de göstermez. elletir ama vermez. ne çektiğinizi o an sadece tahmin edebilirsiniz. kacar kovalanmak ister. minimaldir ama ağına düşürünce karmaşıklaşır. cok para harcar. asa secer. cektiği fotograflarla size huzur verir. renklerle oynamaya bayılır. birlikte olduğu erkeklere güven verir.  sonra başka renklere kayar vizörü. onlarla da çarpışıp yeni harmonik renk skalaları elde etmek ister. hep bencildir ama eline alana sahiplik hissi verir. aynı kareye 4 farklı zamanı sığdırabilir ama bu 4 farklı zaman hep geçmiş zamandır. hiç gelecek zamanın fotografını cekmez. geleceği hiç düşünmez çünkü. anı yaşar , sonra erkeğin eline verir al sana geçmiş die.al gecmişini ver geçmişimi. carpe diem diyemez, kerpe diem der. o kadar salaktır ve kibardır aynı zamanda..

 

ben seviyorum ama lomomu yine de.dont be homo have a lomo.

gereksiz blog

May 31, 2007

 

günlük rutin işler yaparken beynin farklı bi yeri çalışırmış.artık omirilik soğanı mı beyincik mi bi yerlerdi ama hatırlamıorm dogrusu ne onu da bilmek istemiorm. istanbul yollarını artık az bucuk ogrenmeme ragmen dalgınlıkla diğer kıtaya geçmem benim salaklığım olabiilir. duraktaki kör kıza kendimi mahcup hissetmem ya da hindi eti fiyatlarının düşük olmasına hindiler adına üzülmem tamamen benim sorunum aslında. anlatılmayan konular anlatılıp da anlaşılmayanlardan daha şanslı  belki de hayatta kalanlar.güçlü bireyler..

dene ‘2

May 22, 2007

deney no 1:

bi tekhücreli canli atalim bi kaba..kulak memesi kivamina kadar karistiralim.espri yapmayalim..ciddi bi sekilde deneyimize tek hucreli canliyi attigimiz andan devam edelim.uyarti gönderelim koyduumuz kaba.canlının tepkisini ölcelim..bu yaratik reseptörleriylen cevresel uyarilari kendi çapinda algilayip  ona göre bi yol izler.bi tarafa yonelir..yanlış mıyım?
baska bi tekhücreli daa alcaz ki bu da genetik olarak ilkinin aynisi olcak..yani kolonlanmisi ama ayni sekilde beslenmis ve ayni kosullar altinda ayni sürede kalmis olacak.gönderelim es uyartiyi..noldu? yine ayni hareketi yapti yani ayni yöne dogru yoneldi dimi..bunu bi su damlasinin camin yüzeyinden  asagiya dogru akarken izledigi rotaya benzetip kafanizi daha cok karistirabilirsiniz..iki su damlasi da ayni sekilde asagiya inio gibi sanki..doori
 
deney no2:
birinci deneyin benzeri ama bu sefer tekhücreli yerine cok hücreli canlilar war..mesela tafsan gibi.bu hayvancagiza da bi yerden bisey gösterin ya da korkutun bakalim napio..sonra bunun bi kolonlanmisi gelsin ama bi önceki deneydeki gibim olcak esit sartlarda esit yasam kosullarina sahip öle biri havuçlar içinde büyümüs dieri yahni olmus, maydonozlu tencerede gelmicek oraya..adam gibi yapcan deneyi..sonra ona da wer tepkiyi..napio kaçio dimi..nereye?ayni yere kaçar..hatta deneyi düzgün yaparsan ayni yükseklige ziplicak hayvan ayni tepkiyi vercek..yaa

deney no3:
gelelim homo sapiens deneyimize.bizim insanoglunun tek farki düsünmesi dersin dimi..o düsünceler nasil olusuo.beyin zimpirtisi sihirbazlik gösterisi yapmio heralde dimi.kimyasal reaksiyonlar olusuo..girenler çikanlar katalizörler aktivistler sosyalistler hepsi birlesip bi boklar yiyolar.sinapslar war deymi fahrettin..sen dersin şimdi çevresel etmenler war..evet war ama onun da mikro alemi moleküler düzeyde bi sistemi war. bgn bile bi sonraki günün hava tahmini numerik analiz yöntemiyle yani istatistik olarak yapılabilirken neden 1 yıl sonra bgnün hava tahmini ilerde yapılamasın ki? çok fazla etken wasr diceksin. dogrudur ama bu yapılamıcagı anlamına gelmez sadece bilimin şu an için yetersizliğinden kaynaklanıodur. nerde kalmıştık. işte bu çevresel koşullar da aslında kapalı bi sistemde oluşur. dünya da öyledir,samanyolu da,kainat da atom da. gelelim insana bu insan hayvanı aslında beynini kullanarak düşünür,karar verir sonra harekete gecer. düşünceleri ne oluşturur çevreden aldığı uyartılar (işte 5 duyu dediimiz) sonra geçmiş deneyimler yani hatıralar. tamam. peki eger benim iki önermem de dogruysa yani beyinde oluşan reaksiyonlar da çevresel etmenler gibi kapalı bi sisteme aitse yani giren çıkan belliyse,

bunda olasılığa yer yoksa o zamn ilk iki deneyin de doğru olduğunu düşünerek ne sonuca varırız. ? iki kolon adam da aynı yolu aynı şekilde aynı zamanda alır ve aslında birinci kolon adamın yolda aklına gelen şey ikincinin de aklına gelecektir aynı şeyi düşünüp aynı şeye karar vereceklerdir.aynı zamanda karınları  acıkacak aynı zamanda aynı kıza aşık olacaklardır…aynı ..aynı …aynı…

sonuç :  bi gün onceki ahanna günün sözü der ki …  .. .. . .. . spinoza bgn yaşasa "evet becer haklısın" derdi..
 
 

günün sözü

May 21, 2007

havaya atılan taş yarı yolda bilinç kazansa kendi iradesiyle yükseldiğini sanırmış.

bize neler oldu

April 30, 2007

enginden bir mektup..
 

dunyayi ellerindeki cubuklarla yonetmeye calisan olusumlar seneler once bu senaryolari bize cok farkli sekilde yasatmislardi. politikalari dunyayi cift dusunce altinda kaos icinde istedikleri sekilde yonetmek olan gruplarin oyununa bir kere gelmistik… 80lerde duya duzen trendleri solcu ve de sagci adi altinda seklinde obeklenmis. ulke kutuplasmanin maksimumuna gecmis. solcular sagcilardan , sagcilar da solculardan nefret etmis… bunun bizim gibi gelismemis ulkelere dusen kisminda da kaos ortami icinde seneleri gecirmisiz. su anda ne oluyor? var mi o zamanlarda ki ideolojileri savunanlarin agirliklari. tum dunya kapitalist olmus zaten neredeyse. solcusu da sagcisi da ayni ideolojinin icinde yuzuyor… benim babam askerdi, 80 ihtilali yapildigi zaman da asker olmaya devam etti. belirli bolgelerin guvenliginden sorumlu oldugu bir gorevi olmus. sinemin babasi ise solcuymus, adam eylemden eyleme kosarmis. o sirada ikisi de ankaraymis… ihtilal olmadan once babam sokakta uniformasiyla gezerken arkasindan "faso" diye bagirirlarmis, solcular babami gorunce sanki vebali geldi gibi ortadan uzaklasirlarmis… ha babam cok mu milliyetciydi, kurtcuydu kelebekciydi? hayir… babam da gayet oylesine bir adamdi. annem istiyor diye ihtilalden 3 hafta once peruk takip, sagcilar tarafindan nefret edilen fikret kizilok konserine giden bi adam… tek durumu, zamaninda o uniformayi giyme tercihinde bulunmasiydi… sinemin babasi ise dedigim gibi eylemden eyleme kosan aktif bir solcuymus. eminin ankara sokaklarinda bu ikili %2000 gozgoze gelmis, eminim birbirlerinin yuzune bakmislardir. ne oldu? 25 sene gecti, ayni oda icerisinde simdi birbirleri ile akraba olma yolunda ilerliyorlar. neden anlattim bunu belki cok anlamsiz geldi size. ama donup arkaya bakinca bazi seylerin neden bu kadar bos oldugunu hissediyoruz…


seneler gecti, pkk cikti karsimiza. tum cocuklugum babamin doguda gorevde olmasiyla gecti. ne yapti? catisti belki anlatmaz cok. hergun anadoludan gorunum isimli hayatima damga vuran programi izledim. hergun olen pkklilarin yanyana dizilmis cesetlerini gordum. hergun sehit olan askerlerin ana ve de babalarinin aglamalarini izledim. hatta canli olarak bircok kez sahit oldum. ne olduk? turk-kurt olduk hepimiz. gene kutuplastik. babamin gorevi dolayisiyla hayatimin 5-6 senesini icinde gecirdigim adamlardan, hergun yuzune baktigim adamlardan su an nefret eder konumdayim… nasil amerika da avrupanin 1km dogusu terorist seklinde gorunuyorsa biz de artik sokakta gordugumuz her kurte terorsit muamelesi yaptik… bunun onlardan bircogunun icin de ne kadar manasiz bi durum oldugudunu sinemin bir arkadasinin kurt bir arkadasiyla tanisinca duydum ve de yazik dedim. adam diyarbakirli ve de gorseniz %2000 kurt… ten rengi dersen ordan belli, konsumasi dersen ordan belli… heryerinden damliyor. adam bir cumle soyledi, pkk denen ve de onlari destekleyen capulcular toplulugundan ne kadar farkli olduklarini bir kez daha anladim… adam sadece sunu dedi… "abdullah ocalandan nefret ediyorum, benim etnik kimligimi utanmadan sirtina alarak adam oldurdu oldurttu, benim kimligimi yasadigim ulkede terorist kimlik haline getirdi. neyini sevim ben bu adamin"… acikcasi bu cumle beni cok etkiledi. bu kutuplasmanin gene birilerinin oyununun parcasi oldugunu zaten biliyoduk, sadece tescillememe neden oldu..


su anda da olan bitene biraz yukaridan bakmaya calisiyorum. kimseyi savunmuyorum. su anda olan biten gene degisen dunya duzeni icerisinde bize dusenden baska birsey degil. nedir yeni dunya duzeni… modernler ve de islamcilar… bu kutuplasma icinde de bize bicilen kaftan maalesef islamcilar parcasi oldu bu gruplar yuzunden. neler oluyor simdi cevremizde peki? 1 ay oncesine kadar ne konusuyorduk simdi ne konusuyoruz? 1 ay once kuzey irakta ki kurt liderler turkiyeye tehditler savuruyor, ulke olarak tek vucut halde bu tehditlere karsi butunlesiyorduk. 1 ay gecti ne oldu? su anda ise gene kutuplasiyoruz. bir anda kuzey irakta ki yonetimde olan serefsizler yok mu oldu? pkk ci kopekler bir anda buhar mi oldu? hayir, hicbirsey olmadi. ama bizim bunu unutmamiz lazim bizim ulkemiz asla butun olmamasi lazim… bu olursa dunyanin bircok cikar obegine ters duseriz, ayni kuzey irak meselesinde amerikaya ters dustugumuz gibi…


neyiz biz? artik bu masaliktan sikildim ben acikcasi. ulke tarihimiz ilk 20-25 senesi disinda tamamen dunya guc odaklarinin istedigi sekilde kaos icinde gecti. solcu-sagci dediler, okumusu-cahili kandirdilar, birbirimizi oldurttuler… turk-kurt dediler, okumusu-cahilleri kandirdilar, birbirimizi oldurttuler… simdide laik-dinci diye kutuplasiyoruz.

elbette bende Atatürk’ün çizdiği yoldan sapılmasına çok sinirliyim… ama biz bir ülkeyiz biz bir milletiz… biz butun olmaiz gerekir…cevremizde milli butunlugumuzu tehdit eden binlerce durumda kalbimizşn tek yurek atmasi gereken yerde gene birbirimize giriyoruz… gordukçe bunlari inanin kalbim aciyor, icim daraliyor… sag duyulu olabilecek bir taraf yok… ne o yobazlik pesinde olanlar, ne de turkiyenin bazi gerceklerinden uzak kalmis sosyal demokratlar. ne icin peki? recep tayyip erdogan denen seriatci pezevenk icin mi? yoksa deniz baykal denen kaypak adam icin mi? milet olarak butunlesip tum bu serefsiz evlatlarina siktiri cekicegimiz zamanda gene devreye giren senaryokarin ardinda birbirimize kin kusuyoruz…


su anda turkiyeyi yonetecek bir siyasal varligin olduguna inanmiyorum, cok uzuluyorum ama kimseye guvenemiyorum. meclise giren denyolar ilkokul mezunu ne oldum delisi olmus, pis islerden eli cikmamis serefsizler ordusu… orayi milletin temsil mekanindan cok para kazanma ortami olarak gormekten oteye kafalari calismayan kopek surusu orda. sacma sapan secim kanunu yuzunden milletin oylarinin %22si ile %60 milletvekili ile ulkeyi yoneten yobaz pustlarin mekani… orasi turkiye buyuk millet meclisi… orasi BUYUK millet meclisi. ilkokul mezunlarinin ceplerini doldurmak icin kullandikalri koltuklarin bulundugu mekan degil orasi… yarinki mitinge katilmamin en buyuk sebebi cuma gunu mecliste olan biteni canli oalrak izlememdi. sark oyunlariyla benim cumhurbaskanimi secmeye calisan cahil kopekler ordusunun iceride nasil havladiklarini gordugum icin orada olacagim… yillarini siyasette tek adam olmak icin ugrasmis deniz baykalin cumhurbaskanligi secimi oldugu iddia edilen sacmaligi baklava yiyerek izlemesini protesto etmek icin orada olacagim. cem uzan gibi bir denyonun bile %7 oy almasini protesto icin orada olacagim… "cumhuriyet bitmistir, artik yeni duzenimiz var" diyen bir dusuncenin cumhurbaskani olmasini, kokten dincinin pisligi olan birinin meclisi yonetmesini protesto etmek icin orada olacagim. kendi cikarlari icin milletin milliyetci duygularindan her firsatta yararlanan kurtculari protesto etmek icin orada olacagim. derin devletin derin mafyasi olan mehmet agar’in "beni millet buraya getirdi" diyip parti basinda olmasini protesto etmek icin orada olacagim… 1980 ihtilalinden bu yana 250 tane parti halince yasayip boktan sebeplerle itilaf olan siyasal gerzekleri protesto icin orada olacagim. artik amerika yuzunden "onlar ve biz" mantigi icinde yasamak zorunda oldugumu kabul etmedigim icin orada olacagim. yanlarinda duran basortulu kadina yuh cekip kadin isyan edip basini acinda "heyooo" diye boynuna atlayan chp li kadinlari, onunden gecerken bana "allahsiz pezevenk" diye bagiran, seriat hayalleri kuran yobazlari, amerikaya yaranmak icin gotunu satan denyolari protesto icin orada olcagim.


artik akim derken bokum demek istemedigim icin orada olacagim. artik baskalarinin ideolojileri dogrultusunda olmamiz ve de burunmemiz gereken kimlikte olmak istemedigimi belirtmek istiyorum. kim ne dusunur bilmiyorum yazdiklarimdan. ama ben artik isyan ediyorum. amerika ilimli islamci ulke olmaizi istedi diye cumhurbaskanimin seriatci olmasini istemiyorum… askerin artik muhtira vermesini istemiyorum… artik GERCEKTEN demokratik laik ve de ozgur ulkemi geri istiyorum… zencilerin, pakilerin, hintlilerin, japonlarin, meksikalilarin kendilerini amerikali hissedip amerikayi kendi ulkelerine bile karsi savunduklari bir dunyada yasarken, bu carkin icinden kacmak uzaklasmak istiyorum…


kimsenin bana katilmasini beklemiyorum, kimse fikrini belirtmek katilip katilmadiginiş soylemek zorunda degil. amacim tartisma yaratmak degil… artik bogazima kadar icimi dolduran bu zehirlerden cok sikildim… ve de paylasmak istedim. umarim kimsenin vaktini calmamis, kimsenin canini sikmamisimdir…
 
engonge 

 

so-bea

April 10, 2007
ne zamandır annatıyorum millete şimdi bloga yazıyım bari de sonra biri patentini alırsa "ben demiştim" diyebileyim. bi cihaz war ki ben diyim navigation cihazı gibi sen de game boy gibi olsun. ürünle birlikte yanında küçük butonlar görünümnde çıkartmalar olacak.bunlar muhtemel kaybetmeye meyilli aparatların üzerine yapıştırılmak suretiylen aktif halen getirilerek ana cihazın bunu tanıması sağlanacak(bi çeşit download işlemi). şimdi ana cihazımızın asıl yaratılma sebebine gelelim. bu kaybolan cihazların bulunmasını sağlayan en etkili çözümlerden biri hatta en etkilisi..bunu nasıl yaptığı ise cok basit. üzerine yapıştırılan o butonun ana cihazdan etkin hale gelip ötmesiyle oluyor. cep telefonu kaybedince onu caldırmak gibi aynı. navigation cihazına benzer buluşuma yüklü aletleri tarayıp kayebettiğiniz cihazı seçiyosunuz sonra ona çift tıklayıp çalmasını sağlıyosunu. cok pratik. cok kullanışlı. hatta buna bi isim bulmak lazım. türk dil kurumu gibi çakma isim wermicem cok alakasız olsun.ya da o kadar alakasız olasın.."so-bea" adı.. küçükken oynadıımız saklambaç oyunundaki gibi.ebe olan devamlı ana cihaz.sobelemeye calışan da haliyle o..şimdi bazı einsteinlar cıkcak dicek ki "ya ana cihaz yani so-bea kaybolursa noolcak..işte o da basit her zaman so-bea’yle birlikte bi elektriğe baglanan bi şarj aleti olcak.telsiz telefon msali .onu koycan hep aynı yerde olcak.üzerinde de bi buton kaybolunca bascan "so-bea"yi bulcan,sonra ona bascan kaybolan kumandanı bucan, sonra ona bascan kanal değiştircen sonra ona ………. its so freshh……..ohh bea.

hakkımı yediler

April 8, 2007

niye hep benim aklımdan gecenleri insanlar dallandırıp budaklandırıp filmini cekerler. ben mi cok sıradan düşünüyorum yoksa o kadar tembelim ki o dahiyane düşünce boloncuklarım hep havada kalıyo.bilmiorm ama bu bicok kez başıma geldi.en son da paprika‘yı izlerken oldu. dc mini cihazını (bu japonların bulduğu rüyaları kaydeden bi cihaz aynı zamanda rüyalar arası geçiş sağlayıp anksiyete ve nevroz hastaslarının tedavisinde kullanılıomuş falanmış filanmış) ilk ben buldum aslında. hatta üzerine senaryo yazıp ihtiraslı bi aşk hikayesine dönüştürmeyi de başarmıştım.nitekim sonra üzerine kafa yormak yerine bira içip bi daha bu konu hakkında düşünmemeye karar wermiştim. keşke vermeseymişim. sinir oldum gene.

 

Counter Stats
retirement speeches
retirement speeches Counter